24 05 2012

HAYLAZ KABİLE GARGAMEL’E NASIL DİPLOMA VERDİ?

  Sevgili psikolocikler  ve dahi cikcikler.. Teninizi ürperten yaz esintiniz, kahverengi çil serpintiniz, libido tefeciniz, kıyı köşe kalmış sapkın düşüncelerinizin kiracısı, Pompei’den yükselen psikedelik  çığlığınız, rüya dokumacısının artık ipliklerinden paspas imal eden girişimciniz, nöbetçi vampiriniz, zarif uşağınız, buz gibi gülümseyen kiralık katiliniz, şefkatli ellerinden nur saçan okyanus öteniz, ötenazi düşleriniz, depresif kara deryanız, kara deryalarda feneriniz, Hulusi Kentmen bıyıklı müşfik dedeniz, çilekli şantiniz, şantiye bekçiniz, bekçi murtazanız, nız, ız , zzzzz.  Haylaz Kabile’niz uzun zaman sonra, tekrar arz-ı endam ederken, siz kıymetli efendilerinin ayaklarındaki halhallara yüz sürer, yanağınızdan makas alır, gıdınızı bıngıldatır ve dahi saçlarınızı sonsuzluk denizinin dipsiz sularında onarıcı şampuanlarla kaşağılarken hepinize gülücükler dağıtır, muzip gülüşünün ardındaki küçük sinsi hesaplarını şimdilik illüzyon perdesiyle gizlemeyi kutsal bir vazife telakki eder. Sizlerden uzak olduğumuz iki yıllık zaman zarfında neler yaptığımızı soracak olursanız, büyük ihtimalle, ‘kalbin kadar temiz bu hatıra defterinden bana da bir sayfa ayırdığın için teşekkür ederim’ kabilinden tuhaf bir cevap alırsınız. Çok gizli olduğu için açık etmekte mahsur görmediğimiz önemli bir görevle iştigal etmekteydik bu zaman zarfında. Subcomandante  Marcos’un  postallarına gizlenerek (ki ayakları kokuyor) girdiğimiz yabancı ve tuhaf bir coğrafyada (ki bizce postal giymemeli), epey meşakkatli bir görevi gerçekleştirdik. (ki en azından parmak arası terlik denen o garip şeyi giymiyor yine de) Bu tekinsiz diyar aslında sizlere pek de yaba... Devamı

04 01 2011

HAYLAZ KABİLE VE MANTAR DÜŞLERİ

sevgili psikolocikler   Her ne kadar uzun zamandır ortalıkta arz-ı endam etmese de , yokluğunun mevcudiyetiyle sizleri arzu zincirine prangalayan şahdamarından yakın nöbetçi fallusunuz, kara deryalar- da ışıyan feneriniz, kubbelerde boş sadanız, dişlere zarar bolşevik çekirdeğiniz, tamamen organik ruhani gıdanız, beyin kramplarınızın ilacı, akıl dolanmalarınızın müsebbibi, ikilem- lerin akrobatı, tutarsızlıklar abideniz, kaymaklı ayva tatlınız, egzantrik gayya kuyunuz, midesine istiflediği koka yaprakları nedeniyle varoluşun kutsal saunasında boncuk boncuk terleyen, erotizmle andavallık arasındaki gergin ipte her türlü varyeteyi yaparak ayakta kalmaya çalışan ip cambazınız Haylaz Kabile’niz, siz muhalif psikolocik taburları gözlerin- den öper, parti liyakat nişanlarını dağıtırken, kendinizi personaya fazlaca sardırmış ilişkiler- den uzak tutmanızı hassasiyetle vurgulamayı borç bilir.   Uzun ayrılığımızın tundralarında, hangi şamanlarla yatıp kalktığımızı, hangi geyiklere kur yaptığımızı, Subcomandante İnsurgente Marcos’la (Viva E.Z.L.N!) her zamanki gibi neler konuşmadığımızı, gittikçe robotlaşan galaktik konfederasyona karşı sürdürdüğümüz pire ısırığı tarzı gerilla savaşının ne seviyede olduğunu, yaptığımız ve söylediğimiz hiçbir şeye hala niye inanmadığımızı uzun uzun anlatan, uzun uzun anlatı biçiminde, uzun uzadıya ve uzanmış biçimde uzayıp giden .....kablo yanığı kokusu.   Sizler ki, insan denilen trajik türün tamircileri (psikolog, psikiyatr, pdr uzmanı) sizler ki meslek milliyetçileri (en iyi biz yaparız korosu) , sizler ki apolitik  varlıklar (şimdi kurumları yıpratmayalım efendim orta yolcuları) , sizler ki benim olsun küçük olsun parselcileri (kaptan bu dernek iyi mi çapa atmak için?) ve de sizler ki bıktırıcı birlik ve b... Devamı

04 03 2010

HAYLAZ KABİLE GUANTANAMO’DA NASIL TUTSAK DÜŞTÜ

Sevgili psikolocikler   Bir görünüp bir kaybolan, kendi gitse de sedası kalan, ama hep oralarda bir yerlerde baki olan hoş kubbeniz, kutup yıldızınız, küçük meyve marmeladınız, Hindistan’ın uhrevi atmosferinden taze esintiler taşıyan mantı tencereniz, mantığınızı zil niyetine calip kaçan yaramaz çocuğunuz, Haylaz Kabile’niz sonunda sizler için güç bela da olsa bir ses vermekten dolayı memnuniyetini mırıldanırken, büyüklerinin ellerinden küçüklerinin ayaklarından öpmeyi her zaman ki gibi bir görev telakki eder.   Bir suredir ortalıkta görünmeyen Haylaz Kabile için kimi müptela okurların serzenişlerini, kimi fesat ve bölücü unsurların da dedikodularını duymadık değil. Haylaz Kabile’ye gönderilen mailler şu anlamlı sorularla dolu idi:   1) Haylaz Kabile geri gelmeyecekse, evdeki koltuk takimini almam mümkün mü?   2) Simdi yarım kalan ruhsal aydınlanmamı kaç wattlık ampulle tamamlamamı önerirsiniz?   3) Haylaz Kabile, bodrum gecelerinde büyük aşklara yelken acıyormuş doğru mu?   4) Haylaz Kabile, uzay gemisi, Sunyata’nın vergi borçlarını ödeyemediği için yurt dışına kaçmış doğru mu?   Efendim, birbirinden parlak bu soruları, şimdilik yıldızlara arkadaşlık etsinler diye gökyüzüne monte ettikten sonra sunu söylemek isterim, bu asylum kaçkını, bu şizofrenik borazan, nükleer denizaltı kılığında dolasan paranoid mike hammer, bu çözülmüş kişilikli ork müsveddesi nice badireler atlattıktan sonra yine aramıza donmuştur. Bu nedenle lütfen nöronlarınızın ayarı ile oynamayınız. Haylaz Kabile yazıp 3333 e kısa mesaj gönderirseniz. .zzz..zzz…z.zzzz.   Psikolocik varoluşun... Devamı

06 12 2007

HAYLAZ KABİLE FEYZ BOK’A NEDEN AŞIK OLDU?

    Sevgili psikolocikler,   Sizler ki Sri Lanka'nin üç gülü, sizler ki ada sahillerinde bekleyenler, sizler ki gözleri aşka gülen taze söğüt dalları, sizler ki, sizler ki diye başlayacak her efsanenin, her mitolojik dünyanın ışık saçan kahramanı, iyi elf'lerin dostu, kotu ork'ların düşmanı ve dahi tüm cihanın en değerli ilmi mümessilleri …… tehlikenin farkında mısınız?   Uzun zamandır, ortalıkta görünmeyen, yaptığı zaman yolculuğunda, avare bir mehteran takımında kos davulu tokmalayan, Buddha Gautama ile birlikte, lotus oturusunda Nirvana’nın kapilarini calan, Kurt Gödel ile Gödel Teoremi'nin matematik ispatlanamazlığını tartışan, sosyal bilimcilerin çağrılarına ise, ''sosyal bilim diye bir şey mi var? , ne büyük yanılsama!’’ diyerek haddini bilmez ve küstah bir yanıt veren küçük meyva marmeladınız, mehteran takımı nöbetçi gülbankınız, Süleymaniye kuru fasulyecisinin her daim müdavimi (ki her tur bölücü galaktik saldırıya karsi en iyi yakıt orada servise sunulmakta), Burhan Altıntop müsveddesi Haylaz Kabileniz, vereceği geçici ama yadsınamaz rahatsızlıktan dolayı şimdiden sizden özür dilerken, bir yandan da Boffinyo adını verdiği, Bolivya yapımı sarman kedinin tüylerini büyük bir sefkat ile tarayıp, sizlere, her zaman süt verecek arkaik bir nesne reprezantasyonu olduğunu alenen bildirmeyi bir gurur vesilesi sayar.   Ah min'el, ellerinden Öperiz, bağbozumunun Kibele anasını…vay anasını….   Gördük ki, bizler, küresel ısınmanın yıkıcı etkilerini bertaraf etmek için, dünyanın her yerindeki, insan kardeşlerimizle münasebet ederken, insanlık alemi, hayatın anlamını çoktan keş... Devamı

13 02 2007

HAYLAZ KABİLE AK SAKALLI DEDE'YE NE CEVAP VERDİ?

sevgili arkadaşımız, 12 maymun kabilesinin reisi,robert de niro aracılığı ile elimize(kulağımıza)ulaşan, haylaz kabile koordinasyonu'nunsozlerini size duyuruyoruz...........Sevgili cikler...psikolocikler...sevgili psikolocik......gerçek ses nedir bilir misin? gerçek sesinlekonuşabilir misin? gönlünle dilin arasına gireninsadece 'ilksel ebeveyn imagoları' olmadığınısöyleyebilir misin?sizler ki, denizde kum, karada karıncalar kadarçoksunuz ve de sizler ki en iyi psikoloci üretmeçiftliklerinde yetiştirilip, cok kafa yorup ve epeyter dokup nice ünvanlar aldiniz. takdire şayangayretinizin tabii ki öpülesi yerleri vardır ve de enkısa zamanda öpülecektir. sizler ki...sizlerki....sizler kii....sizleeerrrrkiiii......zzztttttz....houurrpppppp ....psssiissssssbirden bire gözümüz açildi ve kabustan uyandık!rüyamızda ak sakallı bir dede, ki kendisi hulusikentmen tadındadir, bizlere daha önce bant kayıthaline getirdigi bu konuşmayi dinletiyordu. dedik ki: ey ak sakalli pir! bu kadar yabancılaşmaayıp olmuyor mu? hani bant kayıt kullanacak kadar!dedi ki hulusi: bugüne kadar soyledik de ne oldu? çalgitsin !, bizde bağladık otomatiğe ve daldık dünyayıseyre...dedik ki: makara adammışsın hakkaten!dedi ki hulusi: hele bir de adile ile görecektinizbeni...ahh ahhhh...özlüyorum insanları, gidenleri,yitenleri, unutanları..dedik ki: bir pisikolocik tamirciye git istersen,sakalına ak duşmuş netekim, belkim ayıklarlarkenelerini.dedi ki hulusi: ama ben rüyalarda tecrit olmuşdurumdayım. bilmezsin ki rüyalar ne kadar büyüktecrittir. çoğunluk seni görmez, göremez ya da görmekistemez. Görse korkar anlatmaz, ona dediklerimiziciddiye almaz, sadece kötü bir rüyaydi der ve tostunudişlemeye devam eder. kendilerini gerçek beni hayaladdederler.dedik ki: mümkünse çift kaşarlı olsun.dedi ki hulusi: benim soyadım kentmen, ama bu tecritteboynuma geçirilen şey ''kement''. nasıl diyeyim birnevi 'pisikolocik rendeleme'...Bende boş vakitlerimde,delirmeyeyim diye evirmece oynuyo... Devamı

26 10 2006

HAYLAZ KABİLE NASIL DA TUFAYA GELDİ?

  sevgili psikolocikler toprağın tao'cu nadasa bırakılmaya yüz tuttuğu, içimizin iklimlerinin meteorolojik koşullara göre yeniden kendini tanımladığı, güneşin bile ''aaah bir uzasam şu sistemden bulsam kendime yeni dünyalar'' dediği, kargaların at kestanelerini kırmak için artık aportta beklemeye basladığı şu hazan dönemlerinde, eski dostunuz, kimbilir belki de düşmanınız, ananas kompostonuz, düş diyarı temsilciniz, selülozik tiner uçuculuğundaki zırhlı müfrezeniz, saylonlulara karşı verdiği son savaştan (cnbc-e'de, pazar geceleri, eski günleri hatırlamak isteyenler icin yeni sürümü oynuyor) ağır ve yaralı dönen kahraman şovalyeniz, kendisini tamir etmek ve psikoterapotik dolgu maddesi almak icin girdiği dükkandan, arkasına bile bakmadan tekrar sibirya'daki kovuğuna kaçmadan once delice bir tekerleme halinde şu sözleri mırıldanmakta idi: hücum terapisi nedir? hücum terapisi nedir? hücum terapisi nedir? hücum terapisi nedir? hücum terapisi nedir? ..... ..... anılar: saylonlulara karşı verdiği savaşta sadece fiziksel değil, psikolocik ve travmacik yaralar alıp, sunyata (sanskritçe BOŞLUK anlamına gelir) adlı gemisi ile dünyaya kös kös dönen Haylaz Kabile, bütün naif , uçuçu, umursamaz hallerine rağmen, 'bende isterem elma yanaklardan' şarkısı yerine 'beeen insan değil miiiiyem' nakaratına geçmişti. yolda bitap, aylak ve oğuz atayvari bir tutunamazlık içinde ilerlerken kafasını kaldırdığında derdine derman olacağını düşündüğü o meş'um tabelayı gördü:... Devamı

26 10 2006

HAYLAZ KABİLE CİNSELLİĞİ NASIL KEŞFETTİ?

    bir kapitalizm sutrası : (amentüsü-varsanısı-boş inancı)''her şey yapılabilir, yeterki insan istesin.’’... sevgili psikolocikler, vecd anında patinaj yapan G noktanız, balkanlar’dan gelen soğuk ve karlı havanız, kanınızı emerken kan grubuna göre muamale eden transilvanya kontunuz, aşılı meyva fidanınız, içinizdeki sinsi tarafınız, küçük meyve marmeladınız, ve dahi 7 düvele nam salmış ali osmaniye şahbenderiniz, Haylaz Kabileniz bir kez daha huzurlarınızda pervasızca ve ahlaksızca arz-ı endam ederken, küçüklerin ellerinden , büyüklerin ayaklarından öpmeyi derin bir vazife telakki eder ve der ki: ‘’fekat fekat hayrola kuuuzum noooluyorsunuz?’’ gorüşmediğimiz uzun zaman boyunca, önce danimarka’ya uğradık ve bir karikatüristin posta kutusuna ''try harder'' yazan kabızlık hapı attık, sonra ırak'a ugrayıp polat alemdarı dovduk, kafasına orkid gecirdik. Envai çeşit 'gurt' ulumalari içinde haylazca kaçtık  oradan : Uvvvvvv Uuuuvvvv diye! akabinde, meksikada, sierra madre dağlarında, subcommandante insurgente marcos'la (namı diğer komutan yardımcısı isyankar markosla- EZLN), terapi ve polisiye durumlar uzerine derin bir tefekküre daldik. Marcos dedi ki: kötülerin bu kadar pervasız olduğu bir yerde yoksullara ve zengin dertlilere kalan tek çözüm ruh sağlığını parayla aramaktır. Biz dedik ki: çok ayıp, bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler. Marcos dedi ki: kötülük bir ilişki, ötekinin karşısında alınan bir konumdur, ayrıca seçimdir, diğerinin karşısında kötü olmayı seçmektir, ötekini kurbanlaştırmaktır, sence bunda politik bir yön yok mudur? biz dedi... Devamı

26 10 2006

HAYLAZ KABİLEDEN YILDIRIM TELGRAF

haylaz kabileden yıldırım telgraf    değerli psikolocik kamuoyu...stop Haylaz Kabile olarak, uzun zamandır bu dünyanın kadim diyarlarında değildik. belki hipnotik bir tecrübe, belki bir büyücü şamanın bizi farklı bir gerçekliğe sokmasi sonucu, uzun zaman düş diyarının izbe sınırlarında, karanlık ve yosun kokan mağaralarda, akreplerin bile gölge aradığı kavrulmuş çöllerde, bitimsiz ve dipsiz okyanuslarda, her türden melek, zebani, peri, cin ve 'borgesvari' düş yaratığının arasında binlerce yıl geçirdik....stop bizler, ''sandman'' adı verilen adamın, ''matthew'' adını verdiği kargası ile birlikte yönettiği bu dünyada, o topraklarğn zamanğyla binlerce yıl, buranın zamanı ile  derin bir düş vakti kadar konuk olduk....stop evrenin kozmik mezarlığında, insan varoluşunun bulanık sularında, göndere korsan bayrağı çektiğimiz gemimiz sunyata (sanskritce boşluk anlamına gelmekte)ile yolalırken , oradaki (rüyamızdaki) düşümüzde bu dünyanın yansımalarını gördük....düş içinde düş içinde düş gördük...stop rüyamızda, bir psikolocik insan, başka psikolocik insanlarında olduğu bir evrende, bir konu uzerine tartışıyordu. bu insanlar cennet ve cehennemin ne olduğunu bildiklerini iddia ediyor, kimlerin cennette kalıp, kimlerin gitmesi gerektiğini söylüyordu...bu psikolocik insanların bir kısmı, diğer kısmını cehennemlik zannediyorlardi. sonra birden bu psikolocik insanlar, kendilerini melek zannetmeye basladilar, insan olduklarını unutup.... onlar hep güzel güzel konuşmak istiyorlar ama kötu adamlar odaya girip her şeyi tarumar ediyorlardı... kabus tam da burda alevlendi, bu psikolocikler, insan özellikleri ile ne melek, ne şey... Devamı

26 10 2006

HAYLAZ KABİLE, ETİK KURUL'DA SADDAM'A NE CEVAP VERDİ?

"Ne size yetki veren kurumları tanıyorum, ne de yalan üzerine kurulu hiçbir şeyi" duüşünsenize yukarıdaki gibi bir cümleyi saddam kuruyor.. en son ırakta necef cöllerinde  beyaz bit disi devenin üzerinde görülen Haylaz Kabile’nin, ayrıldığı son kumlukta bıraktığı günlüğü, işte yukarıdaki cümle ile başlıyordu.   ...kimbilir yine dönmemek üzere nereye dogru yola çıktılar.   ve yazı şöyle devam ediyordu: ihtimalleri sıralayalım bakalım. a)saddam nihayet zirveye erdi ve delirdi b)saddam nihayet zirveye erdi ve ermiş oldu c)saddam yalan üzerine kurduğu kendi dünyasına dair büyük bir içgörü kazandı ve insanlığa rucu etti d)saddam bir tek şeyi biliyor ki, kendisi ne mal olursa olsun, ülkesini yıkan hayvanlardan daha meşru e)''saddam hüssen attan düşsen, kıçı şişsen'' diyenlerin kendisini yargılamasına izin vermeyi,  ‘olmayan gururuna’ yine de yediremedi f) katlettiği etnik ve dinsel azınlıklar rüyalarına çok fazla girdi g)saddam ideolojik düzeyde anarşizmi benimsedi. Haylaz Kabile bu tezler etrafında patlak veren sert bir tartışmaya girdi kendi içinde ve sonuç olarak ''bize ne ? biz haylaz kabileyiz, biz mi yarattık sebepleri, ki sonuçlarını biz sırtlanalım?'' deyip gece karanlığında çöl yıldızlarını seyre daldı sevgili psikolocik insanlar haylaz kabile pakistan depremine kurtarma faaliyetleri için gitmişti, dönerken once tanzanya masai mara ulusal parkına uğradı. orada gözlerini sonsuzluğa çakıp oturan bir grup bilge adam ve bilge kadınla konuşurken şunu sordu: sizde de etik kurul var mı? bilgeler dediler ki: ''biz bu ağın parçasıyız , ağa ne olursa bize de o ... Devamı

26 10 2006

HAYLAZ KABİLE KAMÇATKA'DA

sevgili psikolocik kamuoyu ''kaaamçatka dağlarında çiçekler açaaaarr aaaaltın güneş orda sırmalar saçaaaarrr! nidaları ile bering boğazı civarında titreyerek yol alan Haylaz Kabile, yine BÜYÜK harf kullanmadan aşağıdaki notu bizlere iletmiş bulunmaktadır. sevgili psikolocik kamuoyu, bizler ki, sizleri bir nadide goncagül gibi koklayan, efendime söyleyelim bir cartlak kebabı kadar seven, aydınlanmanın kutsal banyosunda 'om mani padme hum' diyerek sauna terleri döken, lakota şefi kızıl bulut'u saygıyla selamlayan bir sosyolojik varoluş olarak kısa bir not yazma ihtiyacı tayin ettik. aslen böyle bir ihtiyaç yoktu ama kamçatka soğuktu ve bizimde beynimizin geri viteste kalan 3 nöronunu ısıtma ihtiyacımız vardı, donmamak icin zihin yogası, jimnastiği, donmuş su (ki buna buz denir) balesi yaparken, ya da halüsinasyonlarımızı bu tekinsiz sessizlikte yavaş yavaş içeri buyur ederken dedik ki: ''yaz bari biraz duüşünelim psikolocik olarak!'' ve bunu kamunun oyuna ama oyuna gelmeden sunalım bakalım dedik.. şimdik acaba su sıralar trendy olan adam asmaca oyunu hakkında, psikolocik kamuoyu ve de onun büsbütün duyarlılığından zerre kadar kuşku duymadığımız örgütlenmeleri ne düşünmekte ya da ne yapmaktadır? hani bir basın bildirisi olsa bile..malumdur ki, asla bölünemez nadide vatanımızın her yerinde bir çok fitne eylemi ve eylemcisi vardir, bunlar kapkaçtan politikaya kadar her alanda faal olan çeşitli haşerelerdir. ancak gelin görün ki, artık ''adaleti gercekleştirmek amaci ile!!!'' her yerde sistemli olarak bir linç kültürü geliştirilmeye calışılmaktadır. münferit gibi görülen bu durumun aslında son 1,5 yıldır çeşitli grupl... Devamı