26 10 2006

HAYLAZ KABİLE, ETİK KURUL'DA SADDAM'A NE CEVAP VERDİ?

"Ne size yetki veren kurumları tanıyorum, ne de yalan üzerine kurulu
hiçbir şeyi"

duüşünsenize yukarıdaki gibi bir cümleyi saddam kuruyor..

en son ırakta necef cöllerinde  beyaz bit disi devenin üzerinde
görülen Haylaz Kabile’nin, ayrıldığı son kumlukta bıraktığı günlüğü,
işte yukarıdaki cümle ile başlıyordu.

 

...kimbilir yine dönmemek üzere
nereye dogru yola çıktılar.

 

ve yazı şöyle devam ediyordu:


ihtimalleri sıralayalım bakalım.

a)saddam nihayet zirveye erdi ve delirdi
b)saddam nihayet zirveye erdi ve ermiş oldu
c)saddam yalan üzerine kurduğu kendi dünyasına dair büyük bir içgörü
kazandı ve insanlığa rucu etti
d)saddam bir tek şeyi biliyor ki, kendisi ne mal olursa olsun,
ülkesini yıkan hayvanlardan daha meşru
e)''saddam hüssen attan düşsen, kıçı şişsen'' diyenlerin kendisini
yargılamasına izin vermeyi,  ‘olmayan gururuna’ yine de yediremedi
f) katlettiği etnik ve dinsel azınlıklar rüyalarına çok fazla girdi
g)saddam ideolojik düzeyde anarşizmi benimsedi.

Haylaz Kabile bu tezler etrafında patlak veren sert bir tartışmaya
girdi kendi içinde ve sonuç olarak ''bize ne ? biz haylaz
kabileyiz, biz mi yarattık sebepleri, ki sonuçlarını biz
sırtlanalım?'' deyip gece karanlığında çöl yıldızlarını seyre daldı

sevgili psikolocik insanlar

haylaz kabile pakistan depremine kurtarma faaliyetleri için
gitmişti, dönerken once tanzanya masai mara ulusal parkına uğradı.
orada gözlerini sonsuzluğa çakıp oturan bir grup bilge adam ve bilge
kadınla konuşurken şunu sordu: sizde de etik kurul var mı?

bilgeler dediler ki: ''biz bu ağın parçasıyız , ağa ne olursa bize de
o olur, ama biz tahakküme inanmıyoruz, bir kardeşimiz yalan söylerse
ona üzülür , bunda ısrar ederse onu dinlemeyiz dediler. bizde kurul
yok'' dediler. ''siz cok kirlendiniz dönüşünüz de yok, sizin yolunuz
size, bizim yolumuz bize artık. çok fazla şeyle zihninizi doldurup,
doğruyu bildiğinize inanıyorsunuz, hiç bir şeyi de bilmiyorsunuz.
yüzlerce yıl önce gelip bizi köle eden beyaz adamın kavramları ile
herşeyi düşünüp, buna muhalefet edenleri küçümsüyorsunuz. oysa
küçümseyen göz insanın kendisine aittir'' dediler. Bu arada bir bilim
insanı okunan yazılan her şeyi hızla değersizleştiren, ya da değer
payesi dağıtanları açıklamak için melanie klein isminde bir beyaz
bilge kadini anmak isteyince diğerleri ona yeter çok konuştuk
dediler.

bize ikram edilen zebra etini afiyetle yerken, içimizden: ''hadi be
amma attılar, o zaman niye doğru bir şeyi (doğal hayatı) korumak
icin masai mara da kolluk güçleri var? niye sadece saygı dengeye
yetmiyor? ''diye düşündük bizde!

tam bu konu üzre tefekküre dalmışken, uydu telefonumuz ''gözleri
aşka gülen taze söğüt dalısın'' melodisi ile inlemeye başladı.
van gölü canavarı olduğu iddia edilen bir öğretim üyesi yaka paça
götürülmüs ve yök (yüksek öğrenim kurumu) buna çok ama çok üzülmuş.
akademi, bilim falan demiş. çocuklar dövülerek okuldan alınırken
sessiz kalan rektörler birden saddam gibi demokrat olmuşlar ve de
dep'li milletvekilleri dövülerek halkın yüce meclisinden alınırken
sesini çıkarmayanlar da ''ne var bunda canım'' demişler. bu ikinci
grup (kendilerine politikacı diyenler) kendi içinde daha tutarlı bir grupmuş en azından. çünkü dep’li
olsun, bilim insani olsun farketmezmis onlar icin. hepsi dövulebilirmiş nitekim. bu bilim
adamlarının bir kısmı da iyi niyetli şeyler yapıyormuş, oyle deney
tüplerinde rengarenk sıviıar kaynatan deli bilim adamlarından
bahsetmiyorum tabii ki. etik meselelerle uğraşanları kastediyorum
iyi adamlar diye. her neyse bunlar üflemiş püflemiş, toplanmış,
yorulmuş bir taslak metin yazmışlar, bu nedenle de bir cok insan bu
tartışmadan haberdar olmus fikir yürütmüş. iyi olmuş, onlar ermiş
muradına biz cıkalım kerevetine...


işte saddam , bilim, etik ve yök üzerine yazdığı bu küçük masalı,
kamp ateşine atılmış bir günlükten kurtardık. her zaman ki gibi
hızlı sekmeyi başarabilen beyinlere yazılmış bu metinden dolayı,
Haylaz Kabile'yi utançla lanetliyoruz..ve psikolocik kamuoyunu en
derin sevgimizle selamlıyoruz.

bu arada ırakta işgale direnmek amacı ile sembolik olarak bir
psikologu gondermeyi öneriyoruz, travma konferansı düzenlemek amacı ile..
hep israilde, amerika da olmaz ya:))


bir grup Haylaz Kabile avcısı

 

14
0
0
Yorum Yaz