06 12 2007

HAYLAZ KABİLE FEYZ BOK’A NEDEN AŞIK OLDU?

 

 

Sevgili psikolocikler,

 

Sizler ki Sri Lanka'nin üç gülü, sizler ki ada sahillerinde bekleyenler, sizler ki gözleri aşka gülen taze söğüt dalları, sizler ki, sizler ki diye başlayacak her efsanenin, her mitolojik dünyanın ışık saçan kahramanı, iyi elf'lerin dostu, kotu ork'ların düşmanı ve dahi tüm cihanın en değerli ilmi mümessilleri …… tehlikenin farkında mısınız?

 

Uzun zamandır, ortalıkta görünmeyen, yaptığı zaman yolculuğunda, avare bir mehteran takımında kos davulu tokmalayan, Buddha Gautama ile birlikte, lotus oturusunda Nirvana’nın kapilarini calan, Kurt Gödel ile Gödel Teoremi'nin matematik ispatlanamazlığını tartışan, sosyal bilimcilerin çağrılarına ise, ''sosyal bilim diye bir şey mi var? , ne büyük yanılsama!’’ diyerek haddini bilmez ve küstah bir yanıt veren küçük meyva marmeladınız, mehteran takımı nöbetçi gülbankınız, Süleymaniye kuru fasulyecisinin her daim müdavimi (ki her tur bölücü galaktik saldırıya karsi en iyi yakıt orada servise sunulmakta), Burhan Altıntop müsveddesi Haylaz Kabileniz, vereceği geçici ama yadsınamaz rahatsızlıktan dolayı şimdiden sizden özür dilerken, bir yandan da Boffinyo adını verdiği, Bolivya yapımı sarman kedinin tüylerini büyük bir sefkat ile tarayıp, sizlere, her zaman süt verecek arkaik bir nesne reprezantasyonu olduğunu alenen bildirmeyi bir gurur vesilesi sayar.

 

Ah min'el, ellerinden Öperiz, bağbozumunun Kibele anasını…vay anasını….

 

Gördük ki, bizler, küresel ısınmanın yıkıcı etkilerini bertaraf etmek için, dünyanın her yerindeki, insan kardeşlerimizle münasebet ederken, insanlık alemi, hayatın anlamını çoktan keşfetmiş ve varoluşçu tutuma sahip terapistlerle, mana üzerinde çalışan tüm din ve öğreti mensuplarını ekmeksiz bırakmışlar. Ekmeksiz kalan zevat ise, bu duruma lanet etmiş ve yüzde yüz düşünce gücü ile secretvari dileklerde bulunarak ekolojik kıyameti tetiklemişlerdir.

 

Yani, bilinenin aksine, ekolojik yıkımın sorumlusu, içinde yaşadığı doğaya, tıpkı kanserli bir hücre gibi sirayet eden insan türü, onun pek sevimli kapitalizmi, tükenmez hırsı, narsistik fetihleri, ay şekerim manikürüm geldi diyalogları değilmiş. Evet gerçek sorumlu, varoluşcu terapistler, din ve ahlak bilgisi dersleri öğretmenleri ile her türden din ve ahlak otoritesinin toptan ettiği beddua imiş.

 

Olmaz olmaz demeyin, best seller kitap, secret diyor ki dilersek her bir şeyi yapabilirmişiz! yeter ki isteyelim. Mesela Haylaz Kabile, tavuk olmak istiyor, kitabi 5 kere okumasına rağmen henüz yumurtlayamadı ama, kesinlikle kararlı.

 

Peki bu terapist ve guruları bu denli kızdıran şey, nasıl olmuş? Yani, insanlık alemi, onları ekmeksiz bırakacak olan hayatın anlamını nasıl bulmuş? efendime söyleyeyim neymiş o mana? Yoksa herkes ferrari'sini mi satmış? Ama herkes satmışsa kim almış Ferrari’leri, burada bir mantık hatası var gibi ya neyse! bu almış, bu satmış, bu yemiş, bu bilge olmuş , öbürüde hani bana lombak demiş.

 

Haylaz Kabile, işiten bir kulağın, malak gibi bakan bir gözden daha iyi gördüğünü varsayarak, istihbarat örgütleri ile olan karanlık ilişkilerini de kullanarak, bu olaya kulak kabartmış ve meselenin sırrını çözmüştür.

 

İfşa ediyoruz ki, herkesin bulduğu, hayatın anlamı FEYZ BOK'tur.

 

Nedir FEYZ BOK? Bir kere feyz, bildiğimiz feyz almak. Yani gayet güzel bir biçimde , salona buyur edip, tekli berjer koltuğa oturtabileceğiniz bir kavram. Gelişimle, tekamülle ilintili.

 

BOK nedir peki ?, dersek hiçbir anlamı yok. Belki batini ve metaforik, anal cağrışımlarla yüklü bir anlamı olabilir, yani ne arasan orada, her bok var burada gibisinden. Ama zannetmiyoruz boyle kaka bir anlam taşısın.

 

Yanlış anlaşılmaya, Haylaz Kabile tam bir mana ve FEYZ BOK destekçisi. Biz hayran oluyoruz orada, teröre lanet grubuna sen de fotoğrafını ekle grubuna, ebemi de burada arıyorum grubuna, ay ne duyarlıyız di mi! gruplarına derin bir hayranlıkla bakıyor ve üye olmayı istiyoruz.

 

Ne güzeldir, ilkokul arkadaşını bulmak değil mi? Oysa zaten hep arkadaş kalacaktık, ama işte hayat ayırdı bizi. Hadi buluşup kaynaşalım sevişelim, bundan güzel ne olabilir ki? FEYZ BOK olmasa hiç hatırlar mıydık, 184 Cavidan'ı, 936 Hayrettin'i ? Ancak öldükten sonra badem gözlü olan fizikçilerimizi? Hayır! Demek burası da en az Nokia, connecting people kadar insanlığın selameti için gerekli.

 

Diyalogların derinliğini düşünebiliyor musunuz?

 

- senin kalemlik pembeydi di mi? Şimdilerde ne yapıyorsun?

- kalemliği kemirip bitirmiştim üçüncü sınıfta, şimdi orospu oldum ben.

-ya öyle mi, iyi , bende donanmaya katıldım.

- Hikmet hocadan haberin var mi?

- ölmüş galiba!

-hadi mezarına gidip ağlayalım, duygu çiçekleri ile besleyelim onu.

-la lala lalala lallaaaa ( elele tutuşarak kamera kadrajından çıkılır)

 

Ehm, oho oho, eeeeeh, sey, ıhm, pardon replikler karıştı. Doğrusu şöyle olacaktı.

 

- şekerim 30 yıldır görüşmüyoruz, çok özledim seni, seni düşünmediğim bir gün olmadı, inanır mısın?

- Ay hayatım sorma ben de aynı şekilde. Allahtan FEYZ BOK icat olundu da mertlik kurtuldu.

- Bir gün buluşalım mı yine

- Olur bulaşalım!

- Benim manikürüm geldi şekerim kalkıcam

- Hadi byeee

 

İşte tüm insanlığı, tamamlayamadığı ilişki yüklerinden kurtaracak, ana okulu arkadaşları ile soytarı ve palyaço günlerine götürecek olan hayatın anlamı FEYZ BOK, yaşamımızda böyle önemli bir mana edinmiştir.

 

Tabii insanlar böylece işleri halledince, terapistler ve gurulara ihtiyaç kalmamış, ve onlarda toptan sapıtarak beddua etmişler, gördüğünüz üzere ekolojik kıyamet kopmuştur.

 

Bu beddua o kadar etkili olmuştur ki, güzide başbakanımız Tayyip Erdoğan bile bir konuşmasında:

 

kusura bakmasınlar ama Greenpeace'liler ( grinpis liler demis alenen puhahaha) ayaklanıyorlar. (ayaklanan grinpisciler, puhahahaha) , Efendim, baraj yapamazsınız diyorlar. Niye? Kardeşim bak, biz bu suyu insan için kullanıyoruz. İnsandan daha değerli varlık var mı? Yok. Bu su böyle denizlere akıp giderse bunun insana faydası var mı? Yok şeklinde konuşmuştu. (di mi denizlere akıp giden suyun ne faydası var? Ekolojik çevrim diye bir şey yok ki!!! Puhahahaha)

 

komik bu grinpisçiler hakkaten.

 

Haylaz Kabile yağan ilk karı, daha havada iken ağzımızla yakalama projesini öneriyor tüm insanlığa. Yere düşüp vıcık olmasına gerek yok ki!!! Bu grubu nerede kuracağımız tabii ki açık, insanlığın mana beşiğinde! FEYZ BOK'ta.

 

Neyse, görüyoruz ki mana bulunmuştur, insanlık kontağını kapatabiliriz. Ekolojik yıkımı da başbakanımız hallettiğine göre, Haylaz Kabile FEYZ BOK’ta , EZLN lideri Subcomandante Insurgente Marcos  (Komutan Yardımcısı İsyankar Markos) ile kurmuş olduğu, ''Secret okuyorum Victoria Secret giyiyorum'' grubuna sizleri de bekler.

 

Huzurlarınızdan ayrılmadan önce ayaklarınızı ponzo taşı ile ovup, tatlı rüyalar için bir bardak papatya çayı ikram etmeyi, misafirperverliğin şanından sayarız. Canı sıkılanlara FEYZ BOK terapi gurubunu önerebiliriz, o da var!

 

Aralık 2007

Mehteran Tokmakçısı ve asi savaşçı Haylaz Kabile adına

Baba Erenler Dergahı Seksiyonu – Arnavutluk

 

 

Not: bazi sesler duyduk daha sonra, demişler ki ne var canım, ne güzel iletişim kanalı bu, önemli olan FEYZ BOK'un kendisi değil, onunla ne yaptığımız. Tabii tabii buna katılmamak ne mümkün. Gerçi insan, kullandığı araçlara dönüşüyor bir zaman sonra ama, olsun varsın, ne çıkar. Önemli olan nükleer bomba yapmak değil, onu nasıl kullandığımızdır canlarım. Toptan mı yoksa perakende mi? Biliyoruz ki dünya yansa, Haylaz Kabile, ''güneş kremi nerede? bronzlaşalım bari!'' diyecek kadar yüzsüzdür.

 

111
0
0
Yorum Yaz