26 10 2006

HAYLAZ KABİLE NASIL DA TUFAYA GELDİ?

 

sevgili psikolocikler

toprağın tao'cu nadasa bırakılmaya yüz tuttuğu,
içimizin iklimlerinin meteorolojik koşullara göre
yeniden kendini tanımladığı, güneşin bile ''aaah bir
uzasam şu sistemden bulsam kendime yeni dünyalar''
dediği, kargaların at kestanelerini kırmak için artık
aportta beklemeye basladığı şu hazan dönemlerinde,
eski dostunuz, kimbilir belki de düşmanınız, ananas
kompostonuz, düş diyarı temsilciniz, selülozik tiner
uçuculuğundaki zırhlı müfrezeniz, saylonlulara karşı
verdiği son savaştan (cnbc-e'de, pazar geceleri, eski
günleri hatırlamak isteyenler icin yeni sürümü oynuyor) ağır ve yaralı
dönen kahraman şovalyeniz, kendisini tamir etmek ve
psikoterapotik dolgu maddesi almak icin girdiği
dükkandan, arkasına bile bakmadan tekrar sibirya'daki
kovuğuna kaçmadan once delice bir tekerleme halinde
şu sözleri mırıldanmakta idi:

hücum terapisi nedir? hücum terapisi nedir? hücum
terapisi nedir? hücum terapisi nedir? hücum terapisi
nedir?

.....
.....

anılar: saylonlulara karşı verdiği savaşta sadece
fiziksel değil, psikolocik ve travmacik yaralar alıp,
sunyata (sanskritçe BOŞLUK anlamına gelir) adlı gemisi ile dünyaya
kös kös dönen Haylaz Kabile, bütün naif , uçuçu,
umursamaz hallerine rağmen, 'bende isterem elma
yanaklardan' şarkısı yerine 'beeen insan değil
miiiiyem' nakaratına geçmişti. yolda bitap, aylak ve
oğuz atayvari bir tutunamazlık içinde ilerlerken
kafasını kaldırdığında derdine derman olacağını
düşündüğü o meş'um tabelayı gördü: PSİKOLOCİ DÜKKANI...HER
ŞEY VE HER NEVİ RUH İTİNA İLE TAMİR EDİLİR.

......
....anılar 2: psikolocik tamirci inanılmaz belki  ama seansa
eşofman ve terlikle gelmişti, kafası zaten karışık
olan kabile bunu terapistin rahatlığı ve samimiyetinin bir
ölçüsü olarak değerlendirdi. bu sırada bekleme
odasında bir ''hastaya'' korku filmi izletilmekte idi.
haylaz kabile, bunu terapistin yaratıcılığına yordu.
daha sonra terapist, Haylaz Kabileye, 10 saatlik HÜCUM
TERAPİSİ uygulayacağını soyledi. ve fiyat olarak türk
liralarından, 3000 adet istediğini belirtti ama tam 10
saat dükkanda kalacaktı ve tam muamele ile her şeyi
halledilecekti. Haylaz Kabile bunu terapistin hızlı ve
zamanı verimli kullanma tekniğine yordu. Öyle ya, 2 yıl
niye uzak kalsındı her şeyden, madem 10 saatte tamir
olacaksa kaportası.

......
......
anılar 3: psiko-tamircinin ilk cümlesi, ''hımmmm ağır bir
narsistik kişilik bozukluğu var sizde'' olunca, Haylaz Kabile, zaten
narsist olduğundan bunu terapistin gözlem gücü olarak
takdir etti. İlerleyen dakikalarda tamirci-terapist
Haylaz Kabilenin konuşmasına sinirli bir müdahale ile
'çok konuşma sen' deyiverdi. Haylaz Kabile bunu
terapistin ortamı ne kadar da iyi yapılandırdığına
yordu.

.....
.....anılar 4: psikolocik-tamirci ısrarla cinsel
fantezilerin neler oldugunu sormaya baslayınca, Haylaz
Kabile artık transa girmişti, tamirciye ''konu bu
değil'' dedikçe, psikotamirci ''sus bana işimi öğretme ben önce
mutlaka bunların detaylarını sorarım'' dedi. Haylaz
Kabile bunu terapistin konunun özüne odaklanma çabası
olarak yordu..

.....
anılar 5: içeride bir sürü hasta insan , tamircinin
kendilerine verdigi tuhaf göevlerle fink atmakta, bir
yandan da ''acaba ben,asıl bunları yaptığım için
manyak mıyım edası'' ile mütereddit bir biçimde her
kes bir diğerine göz ucu ile bakmakta idi. ama en
nihayetinde 'tamirci o, vardır bizim bilmediğimiz bir
hikmeti'' diye rıza göstermekte idiler.

Haylaz Kabile tamircide 1 saat dövülüp tamir olduktan
sonra dışarı çıktı, uzun zamandır içmediği
sigaralarından birini yakti, ''bu vatan icin lazer
sıkanda lazer yiyende kutsaldır'' diyen tansu çilleri
anımsadı, saylon'lulara karşı can siperane savunduğu
arz gezegeninin artık komple keçileri kaçırdığını ve
yapacak hiç bir şey olmadığını, uydurma olmayan bu
hikayeyi (psikotamirci  hikayesi) belgeleyemediğini,hiç bir kurumda yasal bir takibata uğratamayacağını bildiği icin, vasiyet olarak
bir mail grubuna postalanmasını istedi. ve altıpatlar
lazerini kılıfından çıkardı ve ağzına soktu...

....
....anılar:
çin'de huasan dağında kadın şamanlar ikili olarak
birbirlerine dönerek durdular..biri elini düz açarak
kol mesafesinde diğerinin uzattığı yumruğa dayadı.ve
gözlerini birbirlerinden çekmeden, eli yumruğuna
dayalı bir halde, gittikçe yavaşlayan bir tempo ile dönmeye
başladılar. O kadar yavaşlamışlardı ki artık
hareketleri gözle görülemez bir haldeydi ama hala
devinmekte idiler..birden Haylaz Kabile, bedeninin
yükseldiğini hissetti....

wudan dağı / çin / 2006 ekim
haylaz kabile koordinasyonu toprağa verildi.


onun için 3 insan üzüldü...


en çok üzülen subcommandante insurgente marcos idi. o günden
sonra pipo içmedi.

daria michel, onun icin cherokee annesinden bir
kutsama ağıdı rica etti. birlikte vatanda yürüyüp onu
ağıtla uğurladılar.

gecenin karanlığında siyah bir jaguar o gece
avlayacağı geyiği bağışladı.

 

30
0
0
Yorum Yaz