26 10 2006

HAYLAZ KABİLEDEN YILDIRIM TELGRAF

haylaz kabileden yıldırım telgraf 

 



değerli psikolocik kamuoyu...stop

Haylaz Kabile olarak, uzun zamandır bu dünyanın kadim
diyarlarında değildik. belki hipnotik bir tecrübe,
belki bir büyücü şamanın bizi farklı bir gerçekliğe
sokmasi sonucu, uzun zaman düş diyarının izbe
sınırlarında, karanlık ve yosun kokan
mağaralarda, akreplerin bile gölge aradığı kavrulmuş
çöllerde, bitimsiz ve dipsiz okyanuslarda, her türden
melek, zebani, peri, cin ve 'borgesvari' düş yaratığının
arasında binlerce yıl geçirdik....stop


bizler, ''sandman'' adı verilen adamın, ''matthew''
adını verdiği kargası ile birlikte yönettiği bu
dünyada, o topraklarğn zamanğyla binlerce yıl, buranın
zamanı ile  derin bir düş vakti kadar konuk
olduk....stop


evrenin kozmik mezarlığında, insan varoluşunun bulanık
sularında, göndere korsan bayrağı çektiğimiz gemimiz
sunyata (sanskritce boşluk anlamına gelmekte)ile
yolalırken , oradaki (rüyamızdaki) düşümüzde bu dünyanın
yansımalarını gördük....düş içinde düş içinde düş
gördük...stop


rüyamızda, bir psikolocik insan, başka psikolocik
insanlarında olduğu bir evrende, bir konu uzerine
tartışıyordu. bu insanlar cennet ve cehennemin ne
olduğunu bildiklerini iddia ediyor, kimlerin cennette
kalıp, kimlerin gitmesi gerektiğini söylüyordu...bu
psikolocik insanların bir kısmı, diğer kısmını cehennemlik
zannediyorlardi. sonra birden bu psikolocik insanlar,
kendilerini melek zannetmeye basladilar, insan
olduklarını unutup.... onlar hep güzel güzel konuşmak
istiyorlar ama kötu adamlar odaya girip her şeyi
tarumar ediyorlardı... kabus tam da burda alevlendi, bu
psikolocikler, insan özellikleri ile ne melek, ne
şeytan olabiliyorlar ama ‘öyle’ olmaya, onlardan biri
olmaya öykünüyorlardı... herkes gibi onlarında hızla
tükenen gündemleri vardı, habire çeşitli konular
üzerine konuşuyorlardı, ki olması gerekende buydu...
nasıl ki bir rock müziği konserinde devrim olması
beklenmezse, bir mail evreninde de, cenaze evi adab-ı
muaşereti beklenemezdi...kimileri yöneticimizi göreve
davet ederken, kimileri ağır usturuplu konuşuyor,
kimileri heyecanla bağırıp cağırırken, kimileri de
arkadaşlarına taraftarlık yapıyordu... seyri gittikçe
ilginçleşen bu rüyanın bizim için farklı bir yönu daha
vardı. bu rüyada bilinçaltı sızma zeytinyağı olan
tanıdığımız bir insana da rastladık... evet, yeryüzünde
tamamlayacağı ömür icin ( x) adını kullanan zat
da burada, işi gücü yokmuşcasına bir seyler yazıyor,
bir virtüöz edası ile klavye üzerinde dansediyordu...
hem yazdıklarını hem yazılanları yer yer ciddiye alan
zat (oktay), bir zaman sonra , output error vermeye
basladı...sonra rüyamızda bu kişinin aslında bir robot
olduğunu, gizli bir görevle galaktik konfederasyon
tarafından dünyaya gönderildiğini öğreniyoruz. hepimiz
lazer tabancalarımizı çekip, ciivvv, ciiiivvv , civciv
sesleri arasında peşine düşüyoruz.....stop

işte bu sahnede, gözlerinde ölü mavi yıldızların
dansettiği, düş efendisi sandman bizi uyandırıyordu...
rüyamızın içindeki rüyamızda uyanan bizler, şimdi
hangisi rüya hangisi rüya sorusu ile kalakalıyor,
gerçeğinse çoktan unuttuğumuz bir coğrafya olduğunu
güç bela, silinmeye yüz tutmuş bir anı olarak
hatırlamaya çalışıyorduk... ve birden hatırladık, ne
demişti ''pontus pilatus'', çarmıha germeden once hz.
isa ya? ...Quit es veritas?, yani gerçek nedir? evet
gerçek neydi? ...son hatırladığımız pakistan'a gittiğimiz,
dönuşte avustralya’ya uğradiığımiz ve bir grup bilge
aborjin kadin ve erkek tarafından ağırlandığımız
idi...stop


dememiz o ki, bu oktay bir zamanlar Haylaz Kabile
adına sözcülük yapmıştı, ama biz Haylaz Kabile Konseyi
olarak, oktayın artık bizim sözcümüz olma sıfatını
geçici bir süre elinden almaya karar verdik...ve onu
rehabilite etmeniz icin sizin şefkatli ellerinize,
empatik gonüllerinize bıraktık... neden yetkilerini
erteledik? çünkü ciddi, çünkü uçucu değil! oysa Haylaz
Kabile anavatanı olan dünya gezegeni uzerinde yel gibi
esmekte, herkesin sofrasına konuk olmakta, dinlemekte,
dinlemekte ve öğrenmeye çalışmakta....stop


düş kompostonuz, küçük meyve marmeladınız, pinokyonuz,
sinir muhafızınız, uçan halınız, light ekmeğiniz,
haylaz kabile derginiz, nivea visage kremi ile
ellerinizi ovalayıp bir yandan da, ''geçti! geçti!
hepsi kötü bir rüyaydi'' der ve tüm psikolocik kamuoyu
programını bir anti-virus edası ile tarayarak ,tekrar
düşlerine geri doner....stop

...stop
...stop
...stop

mahmut bakkal eliyle psy-l evreni ve psikolocik
kamuoyuna


Haylaz Kabile Koordinasyonu adina

gotik düşler editöru:edgar allen poe
düş dünyası sorumlu müdürü:neil gaiman
ulaştırma ve lojistik: mahmut bakkal
efektler: korkmaz çakar


 

 

260
0
0
Yorum Yaz